Blog

Fransa’da Bir Barış Elçisi
Erasmus+

Fransa’da Bir Barış Elçisi

Selam arkadaşlar! Agh için geldiğim Fransa’da nasıl cihad yaptığımı anlatıyorum, buyurunuz.

Bizim kasabanın (3200 nüfuslu küçük şirin bir şey) yakınında bizimkinden daha küçük bir kasaba var. E içinde bir de kilisesi var. Kilise çok eski; ortalama 1000 yıllık. Bu kilisenin bir de, Fransızcada “la crypte” Türkçede “kilise bodrumu” denen bir bölümü var ki bu çok ama çok eski. Bizim dernek de burada yaz aylarında uluslararası çalışma kampı düzenliyor onarım için. Kamp daha başlamadı ama biz evdeki gönüllüler, teknik liderimiz Benoît ile şimdiden çalışmaya başladık.

Burada çalışacağımızı öğrendiğim zaman hani bir düşünmedim değil. 5 vakit namaz kılan biri değilimdir de elhamdülillah müslümanımdır. Hafta da bir cumaya gitmeye çalışırdım Türkiye’deyken bir de orucumu tutmaya çalışırım. Her neyse bunları söylüyorum ki hani karşınızdaki profil ne onu bilin diye. Şimdi burada da orucumu tutmaya çalışıyorum ben ve bu kilise bodrumunda çalışmaya karar verdim. Zaten aşırı ön yargıları ve tabuları olan bir insan değilimdir ama insanı en azından bir kere düşündürtüyor işte bu tip şeyler.

Hele ki Benoît ile birlikte çalışıyor olmak! Beraber fotoğrafımızı görüyorsunuz. Adam doğru bildiğini söyleyen, kendisini Hristiyan kültürüne ait hisseden ama aynı zamanda ben biraz da müslümanım diyen biri. Kudüs’te neler yaşandığının da farkında Benoît. O puşi de bu yüzden boynunda hep.

Ben Fransa’ya gelmeden önce Benoît gibi biriyle tanışacağımı aklımın ucundan geçirmedim açık söyleyeyim. Bana diyor ki eğer bir gün beni Türkiye’ye Camii onarmak üzere dünya barışına bir tuğla koyalım diye çağırırsan, seni benim eve akşam yemeğine davet etme olasılığımdan daha yüksek olasılıkta gelirim! Benoît öyle bir insan ki zamanında kendi yaptığı resimlerden sergiler açıp, gelirini Afrikalı çocuklara göndermiş üstelik bunun için dernek açıp çoluğunun çocuğunun rızkından harcamış birisi!

Daha önce Kuran tefsiri okuyamamış bir Müslüman Fransız’a, Fransızca Kuran-ı Kerim bulmuş birisi! O kiliseye girip Allahu Ekber! dediğinde ben, Hristiyanlara saygı için bunu demen doğru olmaz deyince, “benim Tanrı’ya olan saygıma sevgime hiçbir otorite karışamaz diyen birisi!

Bizim dernekte bir de bir Arap ülkesinden gelen Müslüman bir kadın var. O da oruç tutuyor beraber iftar yapıyoruz falan. Ama o çalışmıyor kilisenin içinde. Oruç tutarken doğru değil diyor. Benoît da haklı olarak sordu bana, “neden o kiliseye girmiyorken sen giriyorsun?" diyerek. Sakince sorusunu yanıtlıyorum, “Ben diyorum burda çalışarak cihad yapıyorum!" Benoît’nın gözleri açılıyor kocaman, “ne diyosun sen?" diyor.

Benim cihadım diyorum sendeki bu algıyı kırmak, İslam’ın yalnızca “sözde” bir barış dini olmadığını ve bu küçük kasabadaki Fransızlara, İslam’ın, İslam adına terör estirenlerle bir tutulamayacağını göstermek için burada çalışıyorum ki yarın öbür gün burası tamamen onarıldığında, sen burayı tanıtırken, burada Ramazan ayında oruç tutan bir Müslüman da çalıştı diyebilesin diye.

Ha bir de ekliyorum: Ben ülkesinin kurucusunun, “Yurtta Barış Dünyada Barış” sözünü ilke edinmiş biri olarak burada çalışıyorum. İkimiz de duygusallaşıyoruz, Benoît’nın gözleri doluyor. Sonra veriyor bana fayansı, yaz diyor arkasına, kim olduğunu ve neden burada olduğunu.

HAKAN YILMAZ. TÜRK, MÜSLÜMAN. BARIŞ İÇİN…

https://www.facebook.com/biryurtdisiseruveni/

https://www.instagram.com/biryurtdisiseruveni/

Görüş, Öneri ve Düşüncelerinizi Paylaşın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir