Blog

Bulgaristan’da AGH | Özgür Karakaş
Gönüllü Yazıları

Bulgaristan’da AGH | Özgür Karakaş

Benim AGH maceram bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine başladı. İlk olarak tabi soru yağmuruna başladım AGH nedir, ne değildir diye. Okulum yeni bitmişti yurtdışı deneyimi yaşamak istiyordum ve biraz uzaklaşmaya ihtiyacım vardı. Arkadaşımdan aldığım cevaplar beni fazlasıyla tatmin etmişti. Hemen işe koyuldum ilk olarak CV mi sonra motivasyon mektubumu hazırladım ve başladım projelere başvurmaya. Tabi bazılarından cevap gelmedi, bazılarından cevap geldi fakat ‘’üzgünüz şu an boş yerimiz yok’’ gibi cevaplardı. Fakat zoru severim diyerek devam ettim. Nihayet bir temmuz sabahı bir projeden kabul aldığımı öğrendim. Çok sevinçliydim. Hemen bürokratik işlemlerimi tamamladım. Birkaç haftam vardı yola çıkmak için o zamana kadar arkadaşlarım ve akrabalarımla bolca vakit geçirdim.

Ve o gün gelip çatmıştı. 7 ağustos sabahı yola çıktım. İlk olarak Bursa’dan İstanbul-Esenler otogarına geçtim Esenler otogarından ise Smolyan’a otobüsle geçtim. Yol 8 saat kadar sürdü. Yorucuydu fakat bir o kadar da eğlenceli geçti benim için ve sonunda Smolyan’a vardım.

İlk günlerim.. 

Projemin başlangıç noktası olan Smolyan’a varmıştım. Hemen mentorümle iletişime geçtim, kalacak yerimi ayarladım kat görevlisiyle tanıştım. İlk günler biraz zor geçiyor tabi, adaptasyon süreci falan yabancılık çekiyor insan ancak bende çok uzun sürmedi bu durum. Hemen alıştım ortama farklı kültürler, farklı arkadaşlıklar, yeni bir ülke istediğim bir şeydi zaten.. Fakat ilk günlerde şöyle bir sıkıntımız oldu Türkler olarak. Bizim ‘HAYIR’ a yaptığımız kafa hareketi onlarda tam tersi mesela. Onlar evet derken başını sağa sola çeviriyor. Hayır derken ise aşağı yukarı.. Hatırladıkça gülerim. Çok ilginçti. Alışmakta güçlük çekmiştim.

Çalışma hayatı.. 

Benim projem çocuklar ve engelli bireyler için düzenlenmiş olan bir projeydi. Proje şartlarını okudum ilk olarak neler yapacağız haftalık program nasıl düzenlenmiş vs. 2 gruba ayrıldık birinci grup çocuklarla ikinci grup ise engellilerle çalışacaktı sonra yer değiştirilecekti. Ben ilk olarak kreşte gönüllülük hizmetine başladım. Kreşte çalışmak benim için harika bir deneyim çünkü uzun yıllar kreşte kaldım ve orada büyüdüm. Nasıl bir psikolojik tutum sergilenmesi gerektiğini iyi bilenlerdenim. Zaten çocukları da çok severim. Çok güzel vakit geçirdim burada gerek çocuklarla oynadığımız oyunlar gerekse boyama kitaplarını bir günde bitirişlerimiz . Hayatımın en güzel dönemlerinden biridir. Çocuklarla çalışmanın ne gibi katkısı oldu diye soracak olursanız şunu kesinlikle belirtmeliyim ki çocukluk evrensel bir şey. Sadece çocuk olarak bakmak gerekiyor diye düşünüyorum. Ten rengini ,dilini ,kültürünü boş verin gitsin. Sonuçta bir çocuğun belirli bir yaşta öğrenmesi gereken şeyler aynıdır. Ayrıca bunun yanında beden dilinin önemini bir kez daha kavradım ve de nasıl kullanılması gerektiğini. Çünkü çocuklar İngilizce bilmiyor biz de Bulgarca bilmiyoruz mecburen beden dili kullanıyoruz.

Bir kaç hafta sonra görev yerim değişti ve engelli bireylerle bir araya geldim ve onlarla çalıştım. Başlarda zorlandım çünkü ilk defa engelli bir bireyle çalışıyordum. Yani nasıl davranılması gerektiği konusunda sıkıntılar yaşadık grup olarak. Bence bu bireylerle iletişim kurarken biraz soyutlanmak gerek diye düşünüyorum. Düşünce yapısıyla biraz oynamak.. Sonuç olarak onun seni anlaması daha zor bir durum senin onu anlamaya çalışman gerek diye düşünüyorum. Engellilerle çalışmanın katkılarından bahsedersem eğer kesinlikle empati yeteneğim güçlendi diyebilirim. Bir hareketin sonucunu (özellikle engelli bir bireyin hareketini) empati kurarak değerlendirirsek anlaması çok daha kolay oluyor bunu gördüm.

Etkinliklerimiz.. 

Grupça birçok etkinliklere katıldık. Bulgaristan’ın tarihi güzelliklerinin yanı sıra doğal güzelliklerine de şahit oldum. Gezme fırsatı bulduğumda hemen değerlendirirdim. Bulgaristan’ın birçok yerleşim yeri hala Osmanlı kültür ve mirasının etkisindeydi bu çok açık. Bazı köylerinde halkın neredeyse yarısı Türk kökenliydi. Bu benim için gurur verici.

Etkinlik günlerimiz perşembeydi. Her Perşembe farklı bir etkinlik düzenlenirdi. Bu etkinlikler kültürel kaynaşma noktasının had safhada olduğu etkinliklerdi bana göre. Örnek verecek olursam eğer biz damat halayı oynarken İspanyol arkadaşlar bize katılıp figürlerimizi öğrenmeye çalışıyorlardı aynı şekilde bize de çeşitli pop müziklerinde dans figürleri öğretiyorlardı. Sonra Polonyalı arkadaşlarımızla masa tenisi turnuvaları, Bulgar arkadaşlarımızla tiyatro gösterileri gibi daha çoğaltabileceğim birçok örnek var.

Sonlara doğru.. 

Yavaş yavaş AGH maceramın sonuna yaklaşıyordum artık. İçimde bir hüzün.. Çok güzel zamanlarım oldu, çok güzel arkadaşlıklar kurdum ve çok özel insanlar tanıdım. AGH macerası benim hayal edebileceğimden fazlasını yaşattı desem inanın bana abartmış olmam. Cidden bu kadarını tahmin edemezdim. AGH’ ye sonsuz teşekkürler..

Siz sevgili arkadaşlarım kesinlikle bu fırsattan yararlanmanızı tavsiye ediyorum. Değerlendirilmesi gereken çok büyük bir fırsat bence. Geriye dönüp baktığınızda şahsınız adına ( gönüllülük hizmeti yapmış biri olarak söylüyorum ) derin etkiler bırakacağından eminim. Şimdiden bol şans..

Özgür Karakaş

Görüş, Öneri ve Düşüncelerinizi Paylaşın